Hukuki İşlem Ehliyeti ve Yaş Temelinde Ayrımcılık Yasağı: Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurul’u Kararının Hukuki Değerlendirmesi

İnsan hakları, tüm insanların yalnızca insan olmaları dolayısıyla sahip oldukları evrensel, dokunulmaz ve devredilemez haklar bütünüdür. Bu hakların temelinde insan onuru ve eşitlik ilkesi yer alır. Uluslararası ve ulusal hukukun temelini oluşturan bu ilkeler, bireyin yaş, ırk, cinsiyet veya herhangi bir statüye dayalı olarak ayrımcılığa uğramadan, diğer bireylerle aynı koşullarda yaşamını sürdürme ve haklarını kullanma güvencesini sağlar.

Ayrımcılık Yasağı, insan haklarının mihenk taşıdır. Bireylerin sırf belirli bir gruba ait olmaları nedeniyle haklarından yoksun bırakılmalarını veya farklı muamele görmelerini engeller. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Ek 14. Maddesi gibi temel hukuk metinleri,  ayrımcılık yasağını güvence altına almıştır.

Özellikle yaş temelinde ayrımcılık (Ageism), yaşlı bireylerin bilişsel yeteneklerinin azaldığı yönündeki kalıp yargılara dayanarak ortaya çıkar ve onların toplumsal, hukuki ve ekonomik hayata eşit katılımını engeller. Bu tür ayrımcılık, bireyin özerkliğini ve haysiyetini ihlal ederek onları travmatik süreçlere maruz bırakabilir. Bu nedenle, insan hakları hukuku, bu tarz varsayımsal ve keyfi muamelelere karşı güçlü bir koruma kalkanı oluşturur.

Nitekim Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Kurulu 2025/620 Karar Sayılı ve 18.09.2025 Tarihli kararında, Noterlik işlemlerinde uygulanan yaş temelinde ayrımcılığı konu alan önemli bir hukuki değerlendirme olarak karşımıza çıkmaktadır.

TİHEK’in 2025/620 Sayılı Kararına konu olan başvuruda, başvuran İ.P., 65 yaşından büyük olması nedeniyle Kadıköy Noterliğinde vekâletname çıkarma işlemini gerçekleştirmek istemiş, ancak görevli personel tarafından fiil ehliyetine ilişkin doktor raporu getirme zorunluluğu öne sürülerek işlemi yapılmamıştır. Başvuran, aktif bir Dekanlık görevini yürüttüğünü ve Profesör Doktor unvanına sahip olduğunu gösteren belgeleri sunmasına rağmen işleminin engellendiğini ve bunun yaş temelinde ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

Noterliği döneminde 65 yaş üzeri her vatandaştan rapor isteme yönünde bir talimatının olmadığını belirten Eski Noter A.B.K., Noterlik Kanunu gereğince akıl sağlığı için rapor talep edilmesinin her yaş için mümkün olduğunu ve hukuki güvenliği korumayı amaçladığını savunmuştur. Muhatap ayrıca, işlem esnasında Noterlikte olmasa dahi, Noterlik Kanunu’nun 162. maddesi uyarınca noterlerin, stajyer ve kâtip gibi personelin hatalı işlemlerinden doğan zararlardan sorumlu olduğunu kabul etmiştir.

Türkiye Noterler Birliğinden alınan görüş yazısında, Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurası’nın 2003 tarihli kararına atıf yapılmıştır. Bu karara göre, 65 yaş üstü kişilerden sırf yaşları nedeniyle rutin olarak sağlık raporu istenmesi, “haysiyet kırıcı, ayrımcı bir uygulama” olarak görülmüş ve bu uygulamanın doğru olmadığı tüm Noterliklere genelgeyle duyurulmuştur. Rapor, ancak ilgilinin işlem yapma ehliyetinin yerinde olmadığından ciddi şüphe duyulması halinde istenebilir olduğu belirtilmiştir.

TİHEK, başvuruyu incelerken, ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğini, uluslararası içtihatlarda kabul edilen iki temel ölçüt olan Meşru Amaç ve Orantılılık (Ölçülülük) ilkeleri çerçevesinde değerlendirmiştir.

Kurum, noterlerin bir kamu hizmeti yürüttüğünü ve hukuki güvenliği sağlamakla, anlaşmazlıkları önlemekle yükümlü olduğunu (Noterlik Kanunu m. 1) kabul etmiştir. Bu bağlamda, Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 91. maddesi uyarınca, ilgilinin yaşlılığı, hastalığı veya dış görünüşü itibarıyla yeteneğinden şüphe edilmesi durumunda doktor raporu istenmesi, hukuki güvenliği temin etme ve mevzuata uygunluk hedefine yönelik meşru bir amaca dayandığı değerlendirilmiştir.

TİHEK, meşru bir amaç olsa dahi, uygulanan müdahalenin (rapor isteme) demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı olması gerektiğini belirtmiştir. Kararın kilit noktası, muhatap Noterliğin, başvuranın fiil ehliyetinin varlığından neden şüphe duyduğuna veya hangi davranışlarının kuşkuya yol açtığına dair somut bir gerekçe sunamamış olmasıdır. Başvurandan, Dekanlık ve Profesörlük gibi aktif görevlerini sürdürdüğünü gösteren belgeleri sunmasına rağmen, bireysel değerlendirme yapılmaksızın rapor talep edilmesi, Noterler Birliği’nin genelgelerine de aykırılık teşkil etmektedir.

TİHEK, Noterliğin bu uygulamasını, yaşlı bireyleri tek tipleştiren, özerkliklerini ihlal eden ve sadece hukuki ihtilaflarda noterin sorumluluktan kurtulmasını temin etmeyi amaçlayan bir tutum olarak değerlendirmiştir. Kurum, başvurana orantısız ve ölçüsüz bir külfet yüklendiği ve bu keyfi uygulamanın yaş temelinde ayrımcılık teşkil ettiği kanaatine varmıştır.

Hukuki incelemeye konu olan bu karar da dikkate alındığında; İnsan onuru, yaş ayrımı gözetmeksizin her bireyin doğuştan sahip olduğu bir haktır ve güvence altındadır. Ne var ki, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu’nun ilgili kararı, hukukun eşitlik temelini sarsan yaşlılık önyargısının (ageism) varlığını ve bunun getirdiği ayrımcılık yasağı ihlalini açıkça ortaya koymaktadır.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir