Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.2025 Tarihli 2024/11-653 E., 2025/584 K. Sayılı Kararının Tahkim Açısından Değerlendirilmesi

Tahkim sözleşmesi, tarafların aralarındaki sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya ileride doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının çözümünü, devlet mahkemeleri yerine, hakem veya hakem kuruluna bırakma hususunda yaptıkları anlaşmadır.

Tahkim iradesi ise , tarafların aralarındaki uyuşmazlığın çözümünü kesin ve açık bir şekilde, devlet mahkemeleri yerine, kendi seçtikleri veya kurallarına göre belirlenen hakeme bırakma hususundaki hukuki niyet beyanıdır. Bu irade, tahkim anlaşmasının temel geçerlilik şartını oluşturur; zira tahkim, tarafların Anayasal hakları olan devlet yargı yetkisinden gönüllü olarak feragat etmeleri anlamına gelir ki, bu kadar önemli bir yetki devri yalnızca tereddütsüz ve bağlayıcı bir irade beyanıyla mümkün olabilir.

Türk hukuku da dahil olmak üzere uluslararası tahkim kuralları, tahkim iradesinin sözleşmede yazılı, açık ve kesin olmasını şart koşar; bu koşul sağlandığında, uyuşmazlığın devlet mahkemelerinde dava edilmesi halinde, mahkeme geçerli tahkim iradesinin varlığı nedeniyle tahkim itirazını kabul ederek görevsizlik kararı verir ve tarafları hakeme yönlendirir. Bu bakımdan tahkim iradesi, anlaşmanın hukuki sonuç doğurmasını sağlayan ve hakemi yetkilendirerek mahkemenin yetkisini ortadan kaldıran merkezi unsurdur.

Nitekim tahkim iradesinin açık ve kesin olması hususu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.2025 Tarihli 2024/11-653 E., 2025/584 K. Sayılı kararına da konu olmuştur. Bahse konu olan karar, bir yabancı şirket (Davalı) ile Türk şirket (Davacı) arasında otomotiv distribütörlük ve satış sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkindir. Taraflar arasında yapılan 25.06.1985 tarihli sözleşmede davacı sözleşmede yer alan tahkim iradesinin açık ve kesin olmaması, İngiliz Hukuku’nun tahkimi yetkilendirme hükümlerinin Türk Hukukuna uygun olmaması gibi nedenlerle tahkim şartının geçerli olmadığını ileri sürerek yabancı tahkim kararının tenfizini engellemek istemiştir.

Hukuk Genel Kurulu, kararı Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi ve Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümleri çerçevesinde incelemiştir. Kurul, yabancı hakem kararının tenfiz edilebilmesi için tahkim anlaşmasının geçerli olması gerektiğini, aksi takdirde tenfizin reddedileceğini (MTK m. 4/I-a) temel almıştır.

Hukuk Genel Kurul’un incelemesinde Hakemin kendi yetkisine karar verme yetkisini öngören ve tahkimin özerkliğinin teminatı sayılan “Competenz-Competenz İlkesi”nin, uyuşmazlığın mahkeme önüne gelmesi ve taraflarca tahkim ilk itirazının yapılması durumunda, mahkemenin tahkim anlaşmasının varlığını, tarafların tahkim iradelerinin açık ve kesin olup olmadığını araştırılmasına engel olacak şekilde uygulanamaz olduğunu kararda vurgulamıştır. Bu yaklaşım, tahkimin mutlak özerkliğinden ziyade, mahkemenin tahkim anlaşmasının temel geçerlilik şartlarını denetleme yetkisinin devam ettiğini gösteren bir denge noktasına işaret etmektedir.

Bunun yanında tarafların tahkime gitme iradesinin Türk Hukuku’na göre açık, kesin ve tereddütsüz olması gerekliliği de kararda göz önüne almıştır. Somut olaydaki 25.06.1985 tarihli sözleşmenin ilgili maddesinde, uyuşmazlıkların çözümünde tahkime gidilme konusu düzenlemesinin peşi sıra İngiliz Mahkemelerinin gayrimünhasır yetkili kılındığı ve İngiliz Hukuku’nun uygulanacağı da belirtilmiş olup tahkim iradesinin varlığına dair net bir hüküm bulunmamıştır. Sözleşmede geçen “hakem kararı” ifadesinin dahi tarafların tahkim iradesini göstermediği, sadece mahkeme kararının infazına atıf olduğu sonucuna varılmıştır. Somut olay bakımından tahkime gitme iradesi Kurul tarafından şüpheli bulunmuş ve  Türk Hukuku’na göre açık, kesin ve tereddütsüz olma koşullarını sağlamadığı yönünde karar verilmiştir.

Bu nedenle Hukuk Genel Kurulu, İlk Derece Mahkemesi’nin aksi yöndeki direnmeyi içeren kararını tahkim anlaşmasının geçerli olmadığı ve dolayısıyla yabancı hakem kararının tenfiz talebinin reddedilmesi gerektiği yönündeki gerekçesiyle bozmuştur.

Sonuç itibari ile Türkiye’de yabancı bir hakem kararının tenfizinde, tahkim iradesinin açık ve kesin olarak ortaya konulmasının ve anlaşmanın uygulanacak hukuka göre geçerlilik şartlarını taşımasının hukuki önemini bir kez daha teyit etmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir